GALATASARAY'ın Pitbull'u - Felipe MELO
GALATASARAY, 2010-2011 sezonunda ligi 8. sırada bitirmiş enkaz halindeki takımın başına Fatih Terim'i getirdiğinde, yepyeni bir takım kurulacağı da belliydi. 2011-2012 sezonu öncesinde Selçuk İnan, Fernando Muslera, Tomas Ujfalusi, Engin Baytar, Emmanuel Eboue, Albert Riera, Johan Elmander gibi birçok oyuncu transfer edildi. Felipe Melo da bunlardan biriydi.
Profesyonel kariyerine ülkesi Brezilya'nın köklü kulüplerinden Flamengo'da başlayan Felipe Melo, daha sonra sırasıyla Cruzeiro ve Gremio formalarını giydi. Gremio'nun kümeye düşmesinin ardından İspanyol ekiplerinden Real Mallorca'ya transfer oldu. Burada çok fazla forma şansı bulamayıp, yine La Liga ekiplerinden Racing Santander'e transfer oldu. Burada 2 sezonda 48 resmi maça çıktı, 6 gol attı, 1 asist yaptı, 15 sarı ve 2 kırmızı kart gördü. Ardından da La Liga'daki en iyi performansını sergileyeceği Almeira'ya transfer oldu.
Almeira formasını 34 resmi maçta giydi. Bu maçlarda 7 gol attı, 1 asist yaptı, 12 de sarı kart gördü. Almeira'daki dikkat çekici performansı sonrasında 2008'de 13m.€ bonservis bedeliyle İtalya'nın Serie A ekiplerinden Fiorentina'nın yolunu tuttu.
Felipe Melo, Mor Menekşeler'in formasını bir sezonda 40 resmi maçta giydi. Bu maçlarda 2 gol atıp, 1 asist yaptı. 13 sarı kart, 2 kırmızı kart gördü. Etkileyici performansı sayesinde Brezilya Milli Takımı'na çağrılmaya başladı. İlk kez milli takım formasını Emirates Stadyumu’nda oynanan Brezilya - İtalya özel maçında giydi. İtalya'daki ilk sezonunda gösterdiği üst düzey performans sonrası Arsenal başta olmak üzere Avrupa'nın birçok önemli takımı Felipe Melo'yu transfer edebilmek için Fiorentina'nın kapısını çaldı. Yine Serie A devlerinden Juventus'ta bu takımlardan biriydi. Fiorentina, Melo'yu bırakmak istememesine rağmen Brezilyalı oyuncuyu elinde daha fazla tutamadı.
Melo, 2009 yazında Fiorentina'dan Juventus'a 25m.€ (bu rakam Fiorentina'yla Melo arasındaki sözleşmenin fesih bedeliydi) bonservis bedeliyle transfer olduğunda, İtalya'da ondan beklentiler çok daha artmıştı. İlk sezonunda Juventus formasıyla 40 resmi maça çıktı. Bu maçlarda 3 gol attı, 14 sarı, 2 kırmızı kart gördü. Sezon sonunda performansı Juventus cephesini pekte tatmin etmemişti.
2010-2011 sezonu da Melo için çok iyi geçmedi. 38 resmi maçta 1 gol attı, 1 asist yaptı. Sezon boyunca 9 sarı, 1 kırmızı kart gördü. Sezon sonunda İtalya'da yüksek maaliyetlerle bir takıma transfer olup, beklentileri karşılayamayan oyunculara verilen "Bidone d'Oro", yani "Altın Bidon" ödülüne layık görüldü. Juventus'taki 2 sezonunun ardından da eleştiri oklarının hedefinde hep Brezilyalı oyuncu vardı. Juventus forması giydiği sürece etiketinde yazan 25m.€'luk yüksek bedeli, sahada yaptıkları karşılamaya yetmedi. Bunun sonucunda da satın alma opsiyonuyla birlikte GALATASARAY'a kiralandı.
GALATASARAY'daki ilk senesinde müthiş bir performans ortaya koyan Felipe Melo, 2011-2012 sezonunda sarı kırmızı formayla 36 resmi maç çıktı. Sezonu 12 gol, 1 asist ve 13 sarı kartla tamamladı. GALATASARAY'ın 18. şampiyonluğunda büyük katkı sağladı. Tribünlerin sevgilisi oldu. Ama sezon sonu sancılı geçti. Bir türlü GALATASARAY-Melo-Juventus üçgeninde beklenen anlaşma gelmedi. Pazarlıklar aylarca sürünce Melo sezon başı kampını kaçırdı. Sonucunda da 2012-2013 sezonuna çok kötü bir başlangıç yaptı.
Melo, kadroya geç katıldığı için takımla birlikte yeteri kadar çalışma imkanı bulamadı. Kondisyonunun hazır hale gelmesi ve form tutması uzun zaman aldı. GALATASARAY için yeni sezon sıkıntılı başladı. Melo'nun formsuzluğu haricinde başka sorunlarla da uğraşmak zorunda kalındı. Beklenen sol bek transferi yapılamayınca, Fatih Terim, Riera'yı sol bekte oynatmak zorunda kaldı. İspanyol oyuncu yeni mevkisinde acemilik çekti ve hatalar yaptı. Savunmanın lideri Ujfalusi, lig başlamadan sakatlandı ve sezonu hiç forma giymeden kapattı. Ne Lyon'dan transfer edilen Cris, ne de Gaziantepspor'dan transfer edilen Dany, Ujfalusi'nin boşluğunu dolduramadı. Yine şampiyonlukta önemli katkı sağlayan Eboue sezona formsuz başladı. Savunmadaki problemler nedeniyle takım kolay goller yedi, puanlar kaybetti. Bir önceki sezon oynadığı hırslı, sert ve savunmanın önündeki süpürücü futbolla defansını, attığı gollerle de hücum hattını rahatlatan Melo, 2012-2013 sezonunun ilk yarısı boyunca takıma beklenen katkıyı bir türlü veremedi. Melo'nun yerine forma şansı bulan Yekta'nın verdiği katkı yeterli olmadı. Amrabat ve Hamit (özellikle sezonun ilk yarısında) bir türlü kendilerinden beklenilen seviyeye ulaşamadılar. Melo'suz GALATASARAY orta sahası defansif açıdan çöktü. Melo kötü oynayınca Selçuk İnan'da sıkıntı yaşadı. Top alabilmek ve savunmaya yardım edebilmek için daha fazla geriye gelmek zorunda kaldı. Topla ne kadar geride buluşursa, hücumda da o kadar etkinliği azaldı. Kanatları da etkili kullanamayan takım, hücumda gol pozisyonu bulabilmek için özellikle Selçuk'un bitirici son paslarına ihtiyaç duyuyordu. Sezonun ilk yarısında kadrodaki yaratıcı tek oyuncu Selçuk İnan'dı. Melo form tutana kadar, Selçuk'ta istediği performansı ortaya koyamadı. Sahada saman alevi gibi bir parladı, bir kayboldu. Ama yine de bu zorlu dönemde GALATASARAY'ın orta sahasını ayakta tutan isim oldu. Melo ancak ligin 2. yarısıyla birlikte kendini bulmaya başladı. Her maç formunu daha da arttırdı. Ligdeki ve Şampiyonlar Ligi'ndeki son maçlarda çok etkiliydi. Hep sahanın en iyilerinden biri oldu.
2012-2013 sezonunda Melo, 35 resmi maçta forma giydi. 1 gol attı, 6 asist yaptı, 9 sarı kart ve 2 kırmızı kart gördü. 1 kere de (Avrupa kariyerinde ilk kez) kendi kalesine gol atma şansızlığını yaşadı. Bu sezon yaşadığı diğer bir ilk ise; Elazığ deplasmanının son dakikalarında, Elazığ'lı futbolcu Serdar Gürler'le ceza sahası içerisinde çarpışıp kırmızı kart gören ve penaltıya sebebiyet veren Fernando Muslera'nın yerine penaltı atışında GALATASARAY kalesini koruması ve penaltı atışını kurtarmasıydı.
Melo GALATASARAY'da bu sene bir önceki sezona göre daha defansif bir rol üstlendi. Sahada ofansif oyuncu sayısı fazla olunca, Melo'nun defansif sorumluluğu doğal olarak arttı. Sezonun 2. yarısındaki maçlara bakıldığında Melo'nun takım için defansif açıdan ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu daha iyi anlayabiliriz.
Felipe Melo kariyeri boyunca dostluk maçları (7 tane) hariç 15 resmi maçta Brezilya Milli Takımı'nın formasını giydi. Bu maçlarda 2 gol attı, 1 asist yaptı, 5 sarı kart, 2 de kırmızı kart gördü.
Melo'yla ilgili en çok tartışılan soru şu; Melo'nun bonservisi alınmalı mı, alınmamalı mı? Yada Melo'nun GALATASARAY'da kalması takım için faydalı mı olur, yoksa zararlı mı? Bunu cevaplarken Melo'nun eksilerini ve artılarını bir teraziye koyarsak, çok daha doğru bir sonuca ulaşabiliriz.
Melo'nun eksileri;
•Çabuk sinirlenen yapısı: Rakip tarafından kendisine yada takım arkadaşına yapılan sert faullerde, tahrik edici hareketlerde, veya hakemin yanlış kararlarında Melo çok çabuk sinirlenebiliyor ve sinirlerine de kolay kolay hakim olamıyor. Bu sebeple kolay kart görebiliyor. Takımını her an sahada yalnız bırakma ihtimali yüksek. Ülkemizdeki hakemlerin başka oyunculara gösterdikleri anlayışı Felipe Melo'ya göstermedikleri de bir gerçek. Basındaki Anti-GALATASARAY'lı güçler Melo'yu sürekli hedef olarak gösteriyorlar. Melo'ya suçu yokken bile rahatlıkla ceza kesebilen hakemler, nedense rakip oyunculara ceza verirken aynı standartta davran(a)mıyorlar. Gerçi sadece hakemler mi? Cezayı veren PFDK, onayan Tahkim Kurulu, bunlara destek veren TFF... Nasıl olsa hepsi aynı kaptan yiyorlar. Bu yüzden de çok fazla şey beklememek gerekli aslında.
•İstikrarsız performansı: Bu sezon Melo'nun ligin ilk yarısındaki performansıyla, ligin ikinci yarısındaki performansı arasında dağlar kadar fark var. Bunda sezon başında kamp yapamamasının etkisi çok büyük.
•Yabancı oyuncu kontenjanındaki sınırlama: Bu sınırlama nedeniyle (eğer bir değişikliğe gidilmez ve TFF yabancı oyuncu kontenjanıyla ilgili aldığı kararı uygulamaya sokarsa) Süper Lig'deki bütün takımlar bazı yabancı oyuncularıyla yollarını ayırmak zorunda kalabilirler. Çünkü T.F.F.'nin yabancı oyuncularla ilgili yeni sezon için belirlediği kontenjana göre, takımların 18 kişilik maç kadrolarında sadece 6 yabancı oyuncu bulundurmalarına izin veriliyor.
Melo'nun artılarına bakacak olursak;
•Melo Avrupa'da forma giyen defansif orta saha oyuncuları içerisinde en iyilerden biri. Yetenekleri sayesinde oyunun iki yönünde de etkili olabiliyor. Birçok defansif orta saha oyuncusu sadece rakip atakları keserken oyunun içinde var, veya kestiği topları olumlu ve etkili kullanabilen defansif orta saha oyuncusu çok az. Melo ise hem savunmasını rahatlatan, hem topu çok iyi kullanan, hem gerektiğinde kendisi topla hücuma çıkabilen, hem de ayağa veya koşu yoluna attığı uzun paslarla takım arkadaşlarını hızla hücuma çıkarabilen bir futbolcu.
•Saha içindeki agresifliği: Bazen bu agresifliğin zararını görsede, her takımın kadrosunda Melo gibi kaybetmeyi asla kabul edemeyen, hırsıyla hem taraftarını, hem de takım arkadaşlarını gaza getiren en az bir oyuncu olmalı. Özellikle geriye düşüldüğünde, skora isyan edip takımı ayağa kaldıracak itici güç, tam da Melo'nun sahip olduğu hırs.
•Takımını sahiplenmesi: Melo saha içerisinde takım arkadaşlarını sahiplenen tarzda bir futbolcu. Takım arkadaşlarına karşı sahada sert bir hareket olduğunda, sessiz, tepkisiz kal(a)mıyor ve arkadaşlarını koruyor. Bu da 'takım olabilmek' için tüm futbolcularda olması gereken önemli bir meziyet.
Sezon bitti ve geçen sezon sonu olduğu gibi tüm GALATASARAY'lıların kafasında yine aynı soru var; Felipe Melo takımdan ayrılacak mı, yoksa GALATASARAY'da forma giymeye devam edecek mi? Bu sorunun cevabını geçen sezonun aksine çokta fazla uzamadan hep birlikte öğreneceğiz. Ama tek bir gerçek var; Melo GALATASARAY'dan ayrılırsa, onun yerini doldurmak çok kolay olmayacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder